Hepimizin belki de kendine sıkça sorduğu bir soru vardır:
İyi bir hayat nasıl yaşanır? Bir hayatı anlamlı, yaşanmaya değer kılan şeyler nelerdir?
Bu konuda parlak zihinlerin ortaya koyduğu sayısız görüş, yazılmış binlerce kitap, çekilmiş yüzlerce film vardır.
Ne zaman konu “iyi bir hayat nasıl yaşanır?” olsa, ben de kulak kabartmış; kendimce dersler, paylar çıkarmaya çalışmışımdır.
Hatta bu sorgu, çok sevdiğim Braveheart filminde William Wallace’ın, savaşa giden askerlere hitap ederken söylediği efsanevi bir sözle daha da derinleşmişti:
“Herkes ölür, ama herkes gerçekten yaşamaz.”
Bu söz belki doğrudan bir cevap sunmaz ama insanın içini yoklayan güçlü bir soruya dönüşür.
Bu sorgu, geçenlerde en beklenmedik yerde yeniden zihnimde belirdi. Sağlık turizmi alanındaki profesyonel kimliğimle katıldığım bir etkinlikte konuşma yapan, alanın akademik dünyadaki en önemli isimlerinden biri olan Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, yaşlı bakım turizmi üzerine konuşurken şu gözlemi paylaştı:
“Gençliğimizde para kazanmak için sağlığımızı harcıyoruz; yaşlandığımızda ise sağlığımızı kazanmak için paramızı harcıyoruz.”
İlk bakışta basit gibi görünen bu cümle, biraz durup düşündüğünüzde modern insanın en sessiz çelişkisini ortaya koyuyor. Çünkü mesele sadece para ya da sağlık değil; hayatla kurduğumuz ilişkinin niteliği.
Bu cümle, bende kadim bir insanlık arayışını yeniden tetikledi. “İyi bir hayat yaşamak” ve bir gün geriye baktığımda “iyi bir hayat yaşamış olmak” ne anlama geliyor, bunu sorguladım ve kendi düşüncelerimi not almaya başladım.
En baştan belirtmeliyim ki bu yazıda size iyi bir hayatın formülünü sunmuyorum. Sadece bir gün dönüp geçmişe baktığımda “Evet, iyi bir hayat yaşadım” diyebilmek için neleri yapmış olmam gerektiğini kendi perspektifimden anlatmaya çalışıyorum.
Bana göre;
İyi bir hayat; başkalarının beklentilerini ve seni değersiz hissettiren hiçbir insanı, işi ya da düşünceyi merkezine almadan, kendi iç dengenle temas hâlinde yaşayabildiğin hayattır.
Zen öğretisinde insanın hayatla ilişkisini anlatan sade ama çok güçlü bir yaklaşım vardır:
“Zihin durulmadan yol netleşmez.”
Zen’e göre sorun çoğu zaman yaşadıklarımız değil, onlara verdiğimiz tepkilerin hızıdır.
Sürekli acele eden, kendini dinlemeyen, her boşluğu doldurmaya çalışan bir zihin zamanla yönünü kaybeder.
İyi bir hayat, daha hızlı yaşamak değil;
nerede duracağını bilmektir.
İyi bir hayat kusursuz değildir.
İyi bir hayat, kendinle temasını kaybetmeden yaşayabildiğin bir hayattır.
⸻
Özdeğer ve İç Denge
Özdeğer, başkalarının bize ne kadar değer verdiğiyle ilgili değildir.
Özdeğer; kimin yanında kendimizi eksik, yetersiz ya da görünmez hissetmediğimizle ilgilidir.
Bazı insanlar vardır; yanındayken kendiniz olursunuz.
Vaktinizi verdiğinizde eksilmezsiniz.
Birlikte geçirilen sessizlik bile rahatsız etmez.
Bazı insanlar ise fark etmeden sizi değersiz hissettirir.
Sözleriyle değil belki ama tavırlarıyla…
Sevinçlerinizi, acılarınızı, hayallerinizi, sizi heyecanlandıran şeyleri hafife alır; hassasiyetlerinizi “abartı” gibi gösterirler.
İyi bir hayat, sizi iyi hissettirmeyen ilişkileri
“idare edilmesi gereken” değil,
mesafe koyulması gereken yerler olarak görebilmeyi gerektirir.
Zen öğretisi bunu sade bir biçimde ifade eder:
“Ağır olanı bırakmadıkça, hafifleyemezsin.”
⸻
Bize Bir Şeyler Katan İşler ve Zihinler
Her iş para kazandırabilir.
Ama her iş hayata anlam katmaz.
Bize bir şeyler katan işler;
yorucu olsa bile içimizi boşaltmayan,
bizi tüketmek yerine geliştiren işlerdir.
Aynı durum insanlar için de geçerlidir.
Hayat, bizi besleyen, düşündüren, yeni kapılar açan insanlarla birlikteyken derinleşir.
Bu yüzden kitaplar önemlidir.
Kitap okumak yalnızca bilgi edinmek değil;
başka hayatların içinden geçerek kendini tanımaktır.
İyi bir hayat, zihnini besleyen şeylere bilinçli olarak yer açar.
Çünkü gelişim, daha fazlasını yapmakla değil;
daha derine inmeyi göze almakla olur.
⸻
Güvende Hissettiren İlişkiler
İyi bir hayatın en belirleyici parçalarından biri ilişkilerimizdir.
Güvende hissettiren ilişkiler:
• Kendini açıklamak zorunda kalmadığın
• Yanlış yaptığında küçültülmediğin
• Duygularını saklamadığın
• Olduğun hâlinle kabul edildiğin ilişkilerdir
Bize bir şeyler öğreten, anlam ve değer katan ilişkiler;
hayatı taşınabilir kılar.
İyi bir hayat, çok ilişki değil;
derin, sade ve güvenli bağlar ister.
Çünkü insan, ancak güvende hissettiği yerde büyür.
⸻
Zaman, Sevgi ve Huzur
Zaman en pahalı para birimidir.
Ve onu en çok, bize gerçekten değer veren insanlarla geçirmek isteriz.
Sevgi büyük cümlelerde değil,
küçük ama gerçek anlarda hissedilir.
Huzur ise her şey yolundayken değil;
her şey yolunda değilken bile iç denge korunabildiğinde ortaya çıkar.
Zen öğretisi huzuru bir sonuç değil, bir pratik olarak görür.
Huzur; dış koşullar değiştiğinde değil,
iç tutum değiştiğinde oluşur.
⸻
Başkalarının Hayatıyla Yaşamamak
Belki de iyi bir hayatın en zor ama en özgürleştirici tarafı budur.
Başkalarının beklentilerini, fikirlerini, doğrularını
kendi hayatımızın merkezine koymaktan vazgeçebilmek…
Herkese göre yaşanan bir hayat,
eninde sonunda kimseye ait olmayan bir hayata dönüşür.
İyi bir hayat;
kendi kararlarını alabilmek,
kendi seçimlerini kendi kriterlerine göre korkusuzca yapabilmek,
kendi yolunda yürüyebilmek
ve gerekirse, bu yolun bedeli olarak yalnız kalmayı göze alabilmektir.
Zen bu noktada nettir:
“Yol, yürüyene aittir.”
⸻
Boşa Gitmemiş Bir Hayat Nedir?
Boşa gitmemiş bir hayat;
her şeyi doğru yapmış olmak değildir.
Hata yapmamış olmak hiç değildir.
Boşa gitmemiş bir hayat,
kendine yabancılaşmadan yaşadığın bir hayattır.
Bir gün durup geriye baktığınızda şunu diyebiliyorsanız:
“Evet, yoruldum. Yanıldım. Bazen korktum.
Ama kendime ihanet etmedim.”
İşte o zaman hayat, gerçekten yaşanmış olur.
⸻
Final
Belki de iyi bir hayat; daha fazlasına sahip olma hırsından arınmak, ama sahip olabilme potansiyelimizden daha azına mecbur kalmamaktır. Kendimizi susturmadan, başkalarına göre şekillenmeden ve iç dengemizle bağı koparmadan sürekli gelişerek ve ruhumuzu, kalbimizi büyüterek yürüyebildiğimiz bir yol… Günün sonunda geriye dönüp baktığımızda “Her şeyi doğru yapmadım ama başkalarının baskısıyla, kaygılarla korkakça seçimler yaparak, kaçamak yaşayarak, olabileceğim kişi olamayarak kendime ve potansiyelime ihanet etmedim” diyebiliyorsak, işte o hayat boşa gitmemiştir.




Yorum bırakın