Ben Yalçın Beriat.
1985 yılında İstanbul’da doğdum. Hayatın karmaşık düzeni içinde, bazen sessizce, bazen kelimelerle, çoğu zaman ise düşüncelerle yürümeyi seçtim.
Kimi insanlar dış dünyanın gürültüsünde kendini bulur, ben ise sessizliğin içinde insanın özüne ulaşmayı seçenlerdenim. Çünkü biliyorum ki insanın en uzun yolculuğu, kendi içine doğru yaptığı yolculuktur.
Hayatım boyunca anlam arayışını hiç bırakmadım.
Lisans eğitimimi Dokuz Eylül Üniversitesi Dil Bilimi bölümünde tamamladıktan sonra, Anadolu Üniversitesi Sağlık Kurumları Yöneticiliği programıyla yoluma devam ettim. Sonrasında Akdeniz Üniversitesi’nde sağlık turizmi organizasyonunun başındayken aynı zamanda Sağlık Turizmi Yöneticiliği eğitimimi tamamladım.
Bu süreç, yalnızca bir meslek edinmek değil, insan yaşamına dokunmanın, sınırları aşan bir iyileşme hikâyesine tanıklık etmenin yollarını öğrenme serüveniydi.
2023 yılında kamudaki görevimden ayrılarak özel sektöre geçtim ve şu anda bir özel hastaneler grubunda Sağlık Turizmi ve Uluslararası İş Geliştirme Direktörü olarak görev yapıyorum.
Yaptığım işi bir “meslek” olarak değil, insanların yeniden doğduğu, kendine döndüğü bir kapı olarak görüyorum. Her iyileşme hikâyesi, insana dair bir umudu yeniden hatırlatıyor.
Ama hayatımı asıl tanımlayan şey, sadece yaptığım iş değil — hissetme biçimim.
Edebiyata, tarihe, felsefeye, sanata, bilim ve teknolojiye, psikolojiye, dinler tarihine, tasavvufa, spiritüalizme… yani insanı insani olarak daha yukarı taşıyan her şeye derin bir ilgiyle bağlıyım.
Bu alanların ortak noktasında “insan” var — ve ben tüm ilgimi, tüm merakımı insanın içsel potansiyelini keşfetmeye yönlendiriyorum.
Yazmak, bu yolculuğun en sadık eşlikçisi.
Yazmak benim için bir ifade biçimi değil, bir varoluş biçimi.
Gazeteci olan dedemden bana kalan en değerli miras, kalemdi. Henüz 8 yaşındayken Antalya’da yerel bir gazetede yayınlanan ilk hikâyemle başladım bu yolculuğa.
2007 yılında “Maviliklerinde Devindim” adlı ilk şiir kitabımla kelimelerin içinde kendimi yeniden tanıdım. O günden bu yana yazmak, benim için bir nefes alma biçimi haline geldi.
Kelimeler benim için bir sığınak.
Yazarken zamanın akışını kaybederim; çünkü her satırda bir ben, bir başka ben daha ortaya çıkar. Yazmak, hem kendimle hem de evrenle kurduğum bir tür diyalog.
Bazen profesyonel deneyimlerimi, bazen hayata ve insana dair sorgulamalarımı yazarım. Ama hepsinin ortak noktası aynıdır: İnsanın kendini bulma çabası.
Bugün bu blogda da tam olarak bunu yapıyorum: Sesli düşünüyorum.
Bazen bir cümle, bazen bir soru, bazen bir sessizlik…
Belki de hepimiz aynı sorunun etrafında dönüyoruz:
“Ben kimim?”
Belki bu sorunun cevabı hiçbir zaman tam olarak bulunmayacak.
Ama ben inanıyorum ki; insan, cevapları bulmak için değil, sorularla büyümek için yaşar.
Bu sayfa, benim kendi iç yolculuğumun bir izdüşümü.
Bir gün yazılarımda kendini bulan biri olursa, bilsin ki o satırlar yalnızca bana ait değil; hepimizin içindeki aynı arayışın farklı yankılarıdır.
Çünkü her kelime, biraz ben, biraz sen, biraz da hepimizdir.



Yorum bırakın